Kahvehaneler: Çay, Tavla, Okey ve Sohbet
Diyarbakır kahvehanelerinin şehir hayatındaki yeri, masalarda dönen oyunlar ve kahvehane adabı üzerine samimi bir yazı.
Kapıdan girdiğinizde önce ses karşılar sizi: taşların masaya vurulması, zarların tahtada yuvarlanması, bir köşeden yükselen kahkaha ve ocağın başından gelen "çaylar geliyor" sesi. Diyarbakır'da kahvehane, evden sonra en çok vakit geçirilen yer olabilir. Bazıları için iş çıkışı uğranan bir durak, bazıları için ise günün tamamıdır.
Mahallenin oturma odası
Kahvehane, mahallenin ortak oturma odası gibidir. Kimin hasta olduğu, kimin oğlunun askerden döndüğü, kimin dükkânını kapattığı önce orada duyulur. İş arayanlar orada sorar, iş verenler orada bulur. Bir adresi bilmiyorsanız en doğru yer de kahvehanedir; muhtemelen o sokağın en eski sakini masalardan birinde oturuyordur.
Sur içindeki eski kahvehanelerden yeni şehirdeki geniş salonlara kadar her birinin kendine has bir müdavim kitlesi vardır. Bazıları belli bir memleketin insanlarını, bazıları belli bir mesleği, bazıları da sadece aynı sokakta büyümüş arkadaşları bir araya getirir. Maç günlerinde ise hepsi aynı ekrana döner; Amedspor oynarken kahvehanelerin sesi sokaktan duyulur.
Kahvehanenin bir de saatleri vardır. Sabah erkenden emekliler gelir, gazete okunur, ilk çaylar içilir. Öğleden sonra esnaf kısa molalar için uğrar. Akşam ise iş çıkışı kalabalığıyla masalar dolar, oyunlar başlar, sohbet koyulaşır. Aynı mekân gün içinde birkaç farklı yüze bürünür.
Ve her şey çayla başlar. İnce belli bardak, küçük tabak, iki kesme şeker. Ocakçı, yani çaycı, kahvehanenin görünmeyen kahramanıdır: kimin çayı açık, kimin demli içtiğini bilir, boşalan bardağı siz söylemeden doldurur. Bir masaya çay ısmarlamak, en basit ve en yaygın jestlerden biridir. Kahve de içilir elbette; bazı yerlerde menengiç kahvesi de bulursunuz.
Masalarda dönen oyunlar
Kahvehanenin kalbi oyun masalarıdır:
- Tavla: Zarın tahtada çıkardığı ses kahvehanenin müziğidir. Tavlada laf atmak, oyunun kendisi kadar önemlidir; "pes" sözcüğü burada kolay söylenmez.
- Okey: Dört kişinin etrafında toplandığı, istakaların dizildiği, taşların tek tek atıldığı masalar. Okey oynarken çıkan tartışmalar ertesi güne kadar sürebilir.
- İskambil: Pişti, batak, king gibi kâğıt oyunları da pek çok masada döner.
Bu oyunlar genelde çayına, keyfine oynanır. Asıl kazanç, birkaç saatlik sohbet ve masadan kalkarken edilen o bir iki takılmadır. Bazı masaların yıllardır değişmeyen eşleri vardır; aynı dört kişi aynı saatte gelir, aynı köşeye oturur ve kaldıkları yerden devam eder. Kahvehanede dostluk çoğu zaman böyle, bir oyun masasının etrafında kurulur.
Kahvehane adabı
İlk kez bir mahalle kahvehanesine giren biri için birkaç küçük not:
- Boş bir masaya oturabilirsiniz; birinin masasına oturmak için izin istemek görgüdendir.
- Oyun oynayan masanın başında dikilip akıl vermek hoş karşılanmaz. İzlemek serbest, yorum yapmak riskli.
- Çayınızı içtikten sonra hesabı ocakçıya ya da kasaya ödersiniz; bazen biri sizden önce ödemiş olur, teşekkür etmek yeter.
- Sesli tartışmalar olağandır, ama küfür ve kavga her yerde olduğu gibi burada da istenmez.
Masaların hafızası
Şehirden uzakta yaşayanların en çok özlediği şeylerden biri de bu masalardır. Gurbette bir kahvehaneye girip tanıdık bir ağız duymak, bir tavla tahtasının başına oturmak, insana memleketi bir anlığına geri getirir. Kahvehane bu yüzden bir mekândan çok, bir duygudur.
Ama asıl hikâyeler o masalarda kalıyor. Sizin mahallenizin kahvehanesi, oranın ocakçısı ya da efsaneleşmiş bir tavla oyuncusu varsa Amed Sözlük'te önce arama yapın, yoksa başlığını açın ve anlatın. O masaların hafızası da bir yerde durmalı.
kahvehane çay tavla okey sohbet