Şehrin Sesi: Dengbêjler, Davul Zurna ve Halay
Dengbêj geleneğinden düğünlerdeki davul zurnaya ve el ele kurulan halaylara: Diyarbakır'ın sesine kulak veren bir yazı.
Bazı şehirler görüntüleriyle hatırlanır, bazıları sesleriyle. Diyarbakır ikisini birden yapar ama sesi çoğu zaman önden gider. Bir düğünün uzaktan gelen davulu, bir avluda yükselen uzun bir dengbêj kılamı, maç sonrası sokakta kurulan halayın ritmi... Şehrin kulağa kazınan bir hâli vardır.
Dengbêjler: hafızanın sesi
Dengbêjlik, Kürt kültürünün en eski sözlü geleneklerinden biridir. "Deng" ses, "bêj" ise söyleyen anlamına gelir; dengbêj, kısaca sesiyle anlatandır. Dengbêjler çoğu zaman bir çalgı kullanmadan, yalnızca kendi sesleriyle uzun hikâyeler söyler. Bu hikâyelerde aşk, kahramanlık, göç, ayrılık, savaş ve doğa vardır. Bir kılam bazen dakikalarca sürer; dinleyen kişi hikâyenin içine çekilir.
Eskiden yazının yaygın olmadığı yerlerde dengbêjler, olayların ve insanların hafızasını taşıyan kişilerdi. Kuşaktan kuşağa aktarılan kılamlar, bir köyün, bir aşiretin, bir ailenin başından geçenleri unutturmazdı. Bugün de Sur içindeki Dengbêj Evi gibi mekânlarda dengbêjlerin bir araya gelip kılam söylediğini dinlemek mümkündür. Dilini anlamasanız bile o sesin taşıdığı yükü hissedersiniz.
Davul zurna: düğünün kalbi
Diyarbakır'da bir düğünün başladığını genelde görmeden önce duyarsınız. Davulun tok vuruşları ve zurnanın tiz, coşkulu sesi mahalleye "burada bir sevinç var" diye haber verir. Davul zurna; düğünlerde, kına gecelerinde, bayramlarda, asker uğurlamalarında ve büyük sevinç anlarında meydanın sahibidir.
Davulcu ile zurnacı arasındaki uyum ayrı bir ustalıktır. Zurnacı melodiyi götürür, davulcu ritmi tutar ve halayın hızını belirler. Halay başı mendili salladığında davulcu ona göre hızlanır; ortam bir anda değişir.
Halay: el ele, omuz omuza
Halay, Diyarbakır'ın ve bütün bölgenin ortak dilidir. Kürtçede govend diye de anılır. İnsanlar el ele, bazen omuz omuza tutuşup bir sıra ya da halka oluşturur; en başta mendil sallayan halay başı, en sonda da genellikle bir başka usta bulunur. Halayın türleri, adımları ve ritimleri yöreden yöreye değişir; ağır ve ağırbaşlı olanlardan hızlı ve coşkulu olanlara kadar pek çok çeşidi vardır.
Halaya katılmak için usta olmak gerekmez. Birkaç küçük öneri:
- Sıranın ortasına girin: Başa ve sona deneyimliler geçer; ortada adımları yanınızdakilerden öğrenirsiniz.
- Ayaklara bakın: İlk birkaç turda yanınızdakinin ayaklarını takip edin, ritim kendiliğinden gelir.
- Elinizi bırakmayın: Halayın gücü, sıranın kopmamasındadır.
- Çekinmeyin: Yanlış adım atmak ayıp değildir; halaya girmemek, düğün sahibini biraz kırabilir.
Bu sesler yalnızca düğünlere ait değildir; Amedspor maçlarında tribünlerde davul çalınır, tezahüratlar halay ritmine dönüşür. Büyük bir sevinçte sokaklar bir anda halay meydanı olur. Şehrin müziği, hayatın her köşesinde kendine bir yer bulur.
Dengbêjin uzun ve ağır kılamı ile davul zurnanın coşkusu ilk bakışta birbirinden çok uzak görünebilir. Biri yası, özlemi ve hafızayı taşır; öbürü sevinci ve bir araya gelmeyi. Ama ikisi de aynı şeyi yapar: insanları bir araya toplar ve onlara birlikte bir şey yaşatır. Diyarbakır'ın sesi, bu iki ucun arasında bir yerde durur.
Sizin kulağınızdaki ses
Herkesin içinde bir ses vardır: çocukken dinlediği bir dengbêj, bir düğünde kendini kaybettiği halay, dedesinin söylediği bir kılam. Bunlar kaydedilmezse rüzgâra karışıp gider. Amed Sözlük'te ilgili başlıkları arayabilir, sevdiğiniz bir kılamı, bir dengbêji ya da bir halay anısını yeni bir başlıkta anlatabilirsiniz. Şehrin sesini birlikte yazalım.
dengbêj davul zurna halay müzik kültür