ulu cami avlusundaki şadırvan hem abdest hem de gölge alanı olarak düşünülmüş, yazın avluyu bir nebze serinleten köşelerden biri. oturup biraz bakınca şehrin temposu yavaşlıyor gibi geliyor. yaz günlerinde taş zeminin ısısına karşı çoraplı gelmek, sabah ziyaretini daha rahat hale getirir.
şadırvanın çevresinde oturup avluyu seyretmek için en uygun saatler sabahın erken saatleri ya da ikindiden sonrası. öğlen güneşinde taş zemin oldukça ısınabiliyor. avlunun akustiği de ilginç, kalabalık olsa bile ses kısılıyor ve herkes fısıldıyor.
şadırvan başında fotoğraf çekerken ibadet edenlerin önünü kesmemeye dikkat etmek lazım. bu küçük nezaket, avlunun huzurunu korumanın yolu. bir çay molası sonrası buraya gelmek, günün en sakin kısmını yaşatıyor.
şadırvan kelimesi farsça kökenli, suyun fışkırdığı yer gibi bir anlamı var. sadece abdest musluğu diye düşünmemek lazım, avlunun gözü gibi bir şey.
sponsorluDiyar Halıhalın kapından alınır, tertemiz gelir
incele
suyun sesi avluya ayrı bir ruh veriyor. çarşının gürültüsü dışarıda kalıyor, içeride damlayan su ve kanat sesleri duyuluyor.
yaz sıcağında burası ziyaretçinin gölge aradığı ilk yer. ama şadırvan çevresine yayılıp piknik havası yaratmak ayıp olur, orası bir ibadet avlusu.
dicle kıyısında kurulmuş, kuyusu çeşmesi bol bir şehirde şadırvan sıradan bir yapı değil, bir su kültürünün parçası.