diyarbakırlıların çoğu çocukluk mahallesinden bahsederken gözleri parlar. sokakta oynanan oyunlar, bakkala koşan çocuklar, komşunun ikram ettiği çay hep hatıralarda. eski mahallelerde oynanan sokak oyunları, çocukluk anılarının en canlı parçalarıdır; saklambaç, uzun eşek ve bilye hâlâ hatırlanır.
şehir büyüdükçe bu mahalle kültürü bir ölçüde değişse de bayramlarda ve özel günlerde yeniden canlanıyor. bayramlarda memleketine dönenler çocukluk sokaklarında yürürken geçmişi yeniden yaşar.
eski mahallelere uğrayıp yaşlılarla sohbet etmek bir kültürel miras gibi. nostalji bazen gerçeği süsler ama komşuluk sıcaklığı gerçekten de eski mahallelerde daha güçlüydü.
çocukluk mahallesinde yaz akşamı oynanan saklambaç, ip atlama ve misket, şimdi ekrana bakan çocuklara masal gibi gelir.
sponsorluJet Şoföraracını sen kullanma, eve şoförünle dön
incele
bakkala giderken sipariş edilen şeyleri kafada tekrar etmek, çocukluk hafızasının ilk talimatıdır: 'ekmek, yoğurt, bir de çay.'
eski mahallelerde bir çocuğa her komşu bakardı; yaramazlık yapanı herkes tanır, evine haber ulaşmadan kendisi ulaşırdı.
yazın sokakta su dolu bidonlarla savaşmak, kışın ise kar yağdığında kızakla tepe aramak çocukluk anılarının kaçınılmaz parçalarıdır.
sponsorluJet Taşıyıcıacil evrak ve paket şehir içinde aynı gün
incele
mahalle maçlarında kale direği iki taş, hakem ise en büyük çocuktu. tartışma çıkardı ama akşam yine herkes aynı yerde buluşurdu.
eski bir ev, avlu ve ortada çeşme... çocukluk anılarının dekoru çoğu zaman bu sahneyle başlar.
ağustos akşamlarında dışarıda uyuma heyecanı, çocukluk anısı olarak neredeyse herkesin ortak paydasıdır. yıldızlar saymak ayrı bir oyun gibiydi.